Çoğu futbolsever gibi ben de Galatasaray - Antalyaspor çeyrek final maçını izlemek üzere TRT1'i açıp ekran başına geçmiştim.Benim bir heyecanım da Trabzonspor'umun rakibinin belirlenecek olmasıydı.
Ama işin garibi maçtan çok maçın spikeri Okay Karacan ile ilgilendim.NTV günlerinden tanıdığım spiker "Barça" tarzı futbol sevgisi ve "Class" oyunculara olan olağan dışı sevgisi ile bilinir daha çok..Beşiktaş taraftarı olduğunu da kamuoyu bilir..
Uzun sürede gördüğüm kadarıyla iyi bir bilgi birikimine sahip..Mesela yine tecrübesi ve keyifli sunumu ile bilinen Oğuz Tongsir Kayserispor'un Makukula transferi için ilginç bir transfer demişti..Heralde adamın adı ilginç olduğundan..Ama dünyanın çeşitli büyük liglerinde oynamış bu oyuncu ligin ilk yarısını 15 gol ile kapadı.Ayrıca hala adını "Makalula" diye söyleyenler olduğunu bilse kontratını feshederdi heralde.. Neyse..Avrupa futbolu konusunda bilgilidir Okay Karacan.. O yüzden sevdiğim spikerlerden birisidir kendisi.
Fakat bu gece öyle taraflı bir sunum sergiledi ki, ne yazık ki bir futbolsever olarak hem üzüldüm, hem de utandım.Karşı tarafta sanki Antalyaspor diye bir takım yokmuş gibi, ya da sanki bu kupada sadece 3 İstanbul takımı olmalıymış gibi bir tutumu vardı.Kendisi umarım sunumu yeniden izler ve bir özeleştiri yapar.Ne yazık ki bu durum sadece Antalyaspor,Okay Karacan veya TRT'nin sorunu değil, ülkemizde futbola bakışın nasıl yanlış olduğu konusunda bize S.O.S veren bir gösterge.
Okay Karacan'ın bir çok kişi tarafından küfürlü tepki aldığını duydum.Şahsa yöneltilen bu küfürler hiç bir şeyin çözümü değil.Bunun yerine TRT'nin şikayet adreslerini kullanabilir, veya Okay Karacan'a uygun dille eleştiri yapabiliriz.
TRT bana göre Ziraat Türkiye Kupası yayınlarının hakkını verememektedir.Umarım kurum bu konuda kendini toparlar.
Futbol
Futbol hakkında analiz ve yorumlar..
10 Şubat 2010 Çarşamba
7 Şubat 2010 Pazar
Endüstriyel Futbol Üzerine..
Günümüzde futbol, adı para olmadan telaffuz edilemeyen bir spor dalı haline geldi.Öyle ki bir takım şampiyon olduğunda milyonlarca liralık ek gelir elde ediyor, veya bir galibiyette milyonlarca lirayı kasasına götürebiliyor.Futbolun bu denli para ile iç içe bir spor haline gelmesi bir çoklarının hoşuna gitmediği gibi, bir çok ünlü zenginin de iştahını kabarttı..
Bunların en popüleri kuşkusuz Roman Abramovic..Chelsea hisselerini kademe kademe satın alarak İngiliz devini tepeden tırnağa yeniledi Rus Milyarder.. Takımın ambleminden tesislerine, yönetiliş biçiminden klüp yapısına bir çok şey değişti.Hepsinden çarpıcısı inanılmaz transferler art arda geldi.Real Madrid'den alıştığımız yıldız alma geleneğinden farklıydı bu transferler.Joe Cole, Glen Johnson, Duff, Crespo, Veron, Makalele, Mutu, Parker, Bridge, Geremi gibi isimlerle başlayan transfer furyası, Drogba, Ferreira, Robben, Cech, Alex, Tiago, Deco, Wright-Phillips, Shevchenko, Ballack,Obi Mikel gibi isimlerle devam etti..Sonu gelmeyen transferler futbol piyasasını kızıştırıyor, benzeri görülmemiş harcamalar yapılıyordu.2-3 sezonda 400 milyon pounda dayanan harcama, herkesi şaşırtıyordu.Ama tartışılan başka şeyler de vardı..Klüplerin şahsa ait olması ve bu denli büyük paraların saçılması futbol ruhuna uygun muydu ?
Chelsea işi profesyonellere devrettikten sonra, kontrolsüz transferlerden vazgeçti..Daha çok ihtiyaca yönelik nokta transferler ile 2004-2005,2005-2006 sezonlarında ipi göğüslediler.Ama baş rollerde yine çalışkan görev adamları vardı.John Terry ve Frank Lampard, bunca astronomik transfer rakamının ödendiği futbolcu arasında, adeta amatör ruhun temsilcisi gibiydi.
Özellikle Real Madrid'in 2009'daki Cristiano Ronaldo transferi tüm dünyada büyük yankı uyandırdı.Daha önce Zidane,Ronaldo ve Figo transferleri ile dünyayı ayağa kaldıran İspanyol ekibi,rekorlarını büyüterek 94 Milyon euro'ya C.Ronaldo, 65 Milyon euro'ya Kaka, 35 milyon euro'ya Karim Benzema ve 35 Milyon euro'ya Xabi Alonso ile anlaştı.Barcelona ise ezeli rakibine 69 Milyon euro+Eto'o ya karşılık Zlatan İbrahimovic'i kadrosuna katarak karşılık verdi.
Aksi örneklere baktığımızda, Real Madrid'de Raul,Guti, Roma'da Totti,De Rossi, Liverpool'da Gerrard, Juventus'da Buffon,Del Piero gibi oyuncular her türlü teklife rağmen klüplerinden ayrılmayarak taraftarlarının gönlünde taht kuran isimler oldu.Futbolda romantizmin son temsilcileri olarak hatırlanacaklar belki de..
Bugün bu sisteme ısrarla karşı çıkan takımlar olduğunu görmek güç değil.Ülkemizde Gençlerbirliği altyapısı, gençken bulduğu yıldız adayları, ve gerektiğinde birkaç milyon euro harcayan bir takım görüntüsü ile çoğu kişiye sempatik geliyor..Dünyada bunun en güzel örneklerinden birisi de Arsenal.Hem güçlü altyapısı, hem mükemmel 'scout' ağı ile tüm dünyanın ilgisini toplayabiliyor.Ama altyapısından belki de en çok oyuncu oynatan klüp olan Barcelona da astronomik transferler ile futbol endüstrisinin kare aslarından birisi.
Ufak istisnalar olsa da, dünyada futbol endüstrisi inanılmaz bir boyuta ulaştı.Avrupa'nın en değerli 6. ligi olarak görülen Turkcell Süper Lig 321 milyon euro'luk ihale ile yayınlanıyor..Türk futbolunun ise tahmini değeri 1 milyar doları aşıyor.
Tüm dünya futbolunda gerçekleşen istisnasız büyüme, bu oyunu bir spor veya bir tutku olmaktan çıkardı.Sertleşen futbol ve sürekli yetersiz gelen fizik gücü idmanların sıkılaşmasına sebep olurken, futbol dünyası son yıllarda kalbe bağlı ölümlerle tanıştı.Bunların arasındaki çarpıcı bağlantı, konuya değinen insanları pek de şaşırtmıyor.
Sonuç olarak futbol artık büyük bir endüstri, ve her evde futbol var.Futbol bir çok insana göre bir spordan daha fazlası.Kimisinin ekmek kapısı, kimisi için ise para aklamak için ideal bir saha..Durumu özetlemek gerekirse ;
''Kesin olan birşey var. Avrupa kulüpleri mevcut transfer sistemimizin orta vadede mali açıdan çökeceğini bize söylüyorlar'' Michel Platini
Bunların en popüleri kuşkusuz Roman Abramovic..Chelsea hisselerini kademe kademe satın alarak İngiliz devini tepeden tırnağa yeniledi Rus Milyarder.. Takımın ambleminden tesislerine, yönetiliş biçiminden klüp yapısına bir çok şey değişti.Hepsinden çarpıcısı inanılmaz transferler art arda geldi.Real Madrid'den alıştığımız yıldız alma geleneğinden farklıydı bu transferler.Joe Cole, Glen Johnson, Duff, Crespo, Veron, Makalele, Mutu, Parker, Bridge, Geremi gibi isimlerle başlayan transfer furyası, Drogba, Ferreira, Robben, Cech, Alex, Tiago, Deco, Wright-Phillips, Shevchenko, Ballack,Obi Mikel gibi isimlerle devam etti..Sonu gelmeyen transferler futbol piyasasını kızıştırıyor, benzeri görülmemiş harcamalar yapılıyordu.2-3 sezonda 400 milyon pounda dayanan harcama, herkesi şaşırtıyordu.Ama tartışılan başka şeyler de vardı..Klüplerin şahsa ait olması ve bu denli büyük paraların saçılması futbol ruhuna uygun muydu ?
Chelsea işi profesyonellere devrettikten sonra, kontrolsüz transferlerden vazgeçti..Daha çok ihtiyaca yönelik nokta transferler ile 2004-2005,2005-2006 sezonlarında ipi göğüslediler.Ama baş rollerde yine çalışkan görev adamları vardı.John Terry ve Frank Lampard, bunca astronomik transfer rakamının ödendiği futbolcu arasında, adeta amatör ruhun temsilcisi gibiydi.
Özellikle Real Madrid'in 2009'daki Cristiano Ronaldo transferi tüm dünyada büyük yankı uyandırdı.Daha önce Zidane,Ronaldo ve Figo transferleri ile dünyayı ayağa kaldıran İspanyol ekibi,rekorlarını büyüterek 94 Milyon euro'ya C.Ronaldo, 65 Milyon euro'ya Kaka, 35 milyon euro'ya Karim Benzema ve 35 Milyon euro'ya Xabi Alonso ile anlaştı.Barcelona ise ezeli rakibine 69 Milyon euro+Eto'o ya karşılık Zlatan İbrahimovic'i kadrosuna katarak karşılık verdi.
Aksi örneklere baktığımızda, Real Madrid'de Raul,Guti, Roma'da Totti,De Rossi, Liverpool'da Gerrard, Juventus'da Buffon,Del Piero gibi oyuncular her türlü teklife rağmen klüplerinden ayrılmayarak taraftarlarının gönlünde taht kuran isimler oldu.Futbolda romantizmin son temsilcileri olarak hatırlanacaklar belki de..
Bugün bu sisteme ısrarla karşı çıkan takımlar olduğunu görmek güç değil.Ülkemizde Gençlerbirliği altyapısı, gençken bulduğu yıldız adayları, ve gerektiğinde birkaç milyon euro harcayan bir takım görüntüsü ile çoğu kişiye sempatik geliyor..Dünyada bunun en güzel örneklerinden birisi de Arsenal.Hem güçlü altyapısı, hem mükemmel 'scout' ağı ile tüm dünyanın ilgisini toplayabiliyor.Ama altyapısından belki de en çok oyuncu oynatan klüp olan Barcelona da astronomik transferler ile futbol endüstrisinin kare aslarından birisi.
Ufak istisnalar olsa da, dünyada futbol endüstrisi inanılmaz bir boyuta ulaştı.Avrupa'nın en değerli 6. ligi olarak görülen Turkcell Süper Lig 321 milyon euro'luk ihale ile yayınlanıyor..Türk futbolunun ise tahmini değeri 1 milyar doları aşıyor.
Tüm dünya futbolunda gerçekleşen istisnasız büyüme, bu oyunu bir spor veya bir tutku olmaktan çıkardı.Sertleşen futbol ve sürekli yetersiz gelen fizik gücü idmanların sıkılaşmasına sebep olurken, futbol dünyası son yıllarda kalbe bağlı ölümlerle tanıştı.Bunların arasındaki çarpıcı bağlantı, konuya değinen insanları pek de şaşırtmıyor.
Sonuç olarak futbol artık büyük bir endüstri, ve her evde futbol var.Futbol bir çok insana göre bir spordan daha fazlası.Kimisinin ekmek kapısı, kimisi için ise para aklamak için ideal bir saha..Durumu özetlemek gerekirse ;
''Kesin olan birşey var. Avrupa kulüpleri mevcut transfer sistemimizin orta vadede mali açıdan çökeceğini bize söylüyorlar'' Michel Platini
5 Şubat 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)